Köyümüz
_______
Battal Gazi'den beri varlığını sürdüren köyümüzün tarihi oldukça eskidir.
Köyümüzde yapılan kazılarda eski ev temellerine ve işlenmiş taşlara rastlanmıştır.
Köyümüzün İlk Adı ( Amran ) AMARA' dır.
Daha sonra AMURAN ismini alan köyümüzün şu andaki adı ise ÇAKIRSU' dur.
İlçeye uzaklığı 30 km olup, temel geçim kaynağı çiftçilik ve hayvancılıktır.
Daha çok arpa, buğday ve ev ihtiyacı kadar sebze yetiştirilmektedir.
Köyümüzün geçim kaynağı günümüzde şekil değiştirerek üzüm üretimine doğru kaymıştır.
Son 5 yıl içerisinde köyümüzde yaklaşık 280 dönüm üzüm bağı yapılmıştır.
Köyümüzde birde Tarımsal Kültür Kooperatifi bulunmaktadır.
Köyümüzün nüfusu 1980'de 309 - 1997'de ise 166 olarak belirlenmiştir.
Köyümüzün ayrıca Eski Amran ve Taşbaşı olmak üzere iki adet mezrası bulunmaktadır.
Eski Amran'da 7 ev Taşbaşında ise 2 ev yerleşiktir.
Köyümüzün Tarihi
_____________
  Köyümüzde Aşağıdaki alıntılarda bahsi geçen kalelerle ilgili belirli ve bütün bir yapı bulunmamakla beraber, kerpiç evlerin bazılarının yapımında kullanılmış kemerli ve koç boynuzu şeklinde yazıda geçen uygarlığa ait olduğunu düşündüğümüz taş parçaları bulunmaktadır.

Köyümüz Malatya'ya 100, Arguvan'a 28 ve Arapgir'e 33 kilometre uzaklıktadır.
( Malatya - Arguvan 72 Km. ) - ( Malatya - Arapgir 120 Km. )

Pegasus Havayolları'nın 2007 Yılından itibaren Sabiha Gökçen Havalimanı üzerinden gerçekleştirdiği Malatya seferleri, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda oturan köylülerimizce tercih edilmektedir.

İstanbul üzerinden en çok kullanılan ulaşım biçimi karayolu ile otoban üzerinden Ankara daha sonra Kırıkkale, Nevşehir ve Kayseri üzerinden Malatya'dır.
Malatya'dan ulaşım ise Elazığ Yolu üzerindeki Arguvan Garajı'ndan her gün öğleden sonra kalkan minibüslerle gerçekleştirilmektedir.
Yine Yozgat, Sivas ve Divriği üzerinden ulaşabileceğiniz köyümüz, bu kuzey yolunun Divriği ve Arapgir arasındaki yolun stabilize dahi olmaması ve yine Arapgir ile köyümüz arasındaki yolun bozuk olması sebebiyle tercih edilmemektedir.

Arapgir üzerinden köyümüze ulaşım ise tamamı stabilize olan bir yolla gerçekleşmekte acil durumlar haricinde kullanılmamaktadır. Düzenli bir minibüs seferi olmamakla beraber ihtiyaca göre düzenlenmektedir.

Buna rağmen bu yol

İstanbul - Sivas 893
Sivas - Divriği 174
Divriği - Arapgir 46
Arapgir - Çakırsu 33
Toplam : 1146 Km.

İstanbul - Malatya 1114
Malatya - Arguvan 72
Arguvan - Cakirsu 27
Toplam : 1213 Km.

1213 - 1146 = 67 Km.

Sadece 67 kilometre daha kısadır. Fakat Divriği' ye 20 kilometre kalıncaya kadar da son derece düzgün ve akıcı bir otoyoldur. Divriği çıkışında stabilize olan Arapgir yolu yaklaşık 10 kilometre sonra tamamen taşlı ve kötü bir patikaya dönüşmekte ve Malatya İl Sınırı'na kadar bu şekilde devam etmektedir ve aradaki yol sadece 46 kilometre olmasına rağmen 3 saatten önce katedilememektedir.

Malatya il sınırından itibaren Arapgir'e kadar olan yol ise bu 46 kilometrenin 15 kilometresini kapsamasına rağmen 20 dakikada alınabilmektedir. Bu yolun Sivas tarafından tamamlanması ise Elazığ ve Harput'a ulaşımı yaklaşık 200 kilometre kısaltacak ve belki de çoğumuzun köyümüze ulaşım şeklini değiştirecektir.








Köyümüze Ulaşım
_____________

  " Malatya ve Sivas arasındaki dağlarda göçebe olarak yaşayan ve hayvanlarının ürünü ile geçimlerini sağlayan, çoğu zaman müslümanların yanında, hıristiyanlara karşı savaşan Pavlikienler yaşamaktaydılar. ”

Mevlüt Oğuz: Malatya Tarihi

  8. Yüzyıl Malatya’yı Arapların almasıyla ve özellikle de Battal Gazi’yle birlikte Paulikienler yarı-İslam yarı-Hristiyan inançlı topluluk olurlar. Bu dönemde bölgede onun üzerinde dil konuşulmakta,onlarca din ve inanç vardır. Battal Gazi menakıb ve destanlarına bakıldığında görülecektir ki; kadın ve erkek tipleri ve inanç motifleri Paulikien kökenlidir.

   Araplarla hareket eden bu topluluğu Bizans’lılar cezalandırır, Bizans orduları kalelerini yıkar, köylerini yağmalarlar, yakaladıklarını da Trakya ve Balkanlara sürerler. Kaçanlar ise, Munzur Dağlarına sığınırlar.

   Balkanlara gidenler, Bogomiller olarak tarih sahnesine çıkarlar. Honigman’a ve bizim yörede saptamamıza göre: Tephrike (Divriği), Taranta (Darende), Arguan (Arguvan), Amara (Amran Köyü), Mut (Mut Kalesi,Mutmur köy), Arga (Akçadağ), Hasan Batrik (Fethiye Köyü), Tnoha (Tohma Çayı ve Köyü), Murenik (Mineyik Köyü), Kurtikion (Urtuk, Rutik Mezrası), Abrik (Arapgir), Kharpazuk (Harpuzik Kalesi, mezrası), Berdek (Pertek), Ashar (köy ve kale kalıntısı) Bhoşheyn (köy ve kale), Hastek (Kale), Saldek, Pagnik, Venk, Ecuze, Vahşen, Hinge, Parçikan, Narmikan, Şotik gibi yüzlerce yerleşim birimi, köy, kasaba ve kale; Paulikien (Paulicien, Polisyen) toplumunun yaşadığı meskûn alanlardır.


   Gibbon’un dayandığı kaynaklarda Karbeas ayaklanması ve kaçışı Theodora’nın cezalandırma hareketine bağlanmaktadır. Ama Bury’nin dikkat çektiği M.S. 845-46 tarihli bir belge ‘Karbeas ve O’nun halkının’ doğuda Araplar’ın koruması altına zaten girdiklerini göstermektedir. Bu aynı belgeye göre imparator Theophilus tarafından Koloneia (Kara Hisar?) bölgesine atanan Kallistos, kendi subaylarından Pavlaki inancı paylaşan bazılarını bu inancı bırakmaya zorlamış, ama Karbeas Pavlakileri’ne bağlı kalan bu subaylar Kallistos’un esir edilip halifeye teslim edilmek üzere Samarra’ya gönderilmesini sağlamışlardır. Bury, sözü geçen 845-846 tarihli bu belgeye dayanarak Karbeas’ın kaçış olayının Theophilus (829-42)’un yönetimi döneminde veya ondan bir süre önceki Michael I (811-13) ile onu izleyen Leo V (813-20) dönemlerinde yeraldığını yazmaktadır. O’nun görüşüne göre Malatya’nın kuzey ve batısındaki bölgelerde büyük ihtimalle Karbeas öncülüğündeki beş-bin kişinin göçü öncesinde de Pavlakiler mevcuttu. Daha sonraları bu bölgelere sürekli olarak Pavlakiler’den yeni sığınanlar oldu. Böylece Bury’e göre o tarihlere dek Bizans savunmasına hep büyük katkı yapmış olan Pavlakiler, bu tarihten sonra kendilerinin üç ana kenti olan Argaus (Arguvan/Argawan), Tephrike (Divriği) ve Amara (Amran Köyü)’da Bizans devletinin çok korkulan düşmanlarına dönüştüler.

(Bk. akt. Bury, a.g.e., s. 277-78, dipnot).

Adı geçen kalelerin üçü de Honigmann’ın yazdığına göre Pavlakiler’i Bizans’a karşı koruyan Malatya emirinin desteği ile Karbeas tarafından kurulmuşlardır.

  Karbeas’ın korumasına girdiği veya ittifak yaptığı Arap emiri (açık ki Malatya emiri Omar’dır), Gibbon’un yazdığına göre, Carbeas’ı halife ile tanıştırır ve bu ittifakın da katkısıyla Carbeas Bizans’a karşı daha da güçlenir. Sivas (Sebastea) ve Trabzon arasındaki dağlarda Divriği (Tephrice) kentini kuran ve surlarla çeviren de Carbeas’tır. Böylece Pavlakiler burada bir tür devlet kurmuş görünmektedirler. O’nun döneminde Divriği ve çevresindeki dağların “İncil ile kılıç kullanmayı uzlaştıran korkunç bir halk” olarak tanımlanan Pavlaki firarilerle dolduğuna ve bunların Muhammedciler’e katıldığı veya onlarla ittifak yaptıklarına işaret edilmektedir.

J. B. Bury

İsmail Onarlı’nın “Şeyh Hasan Aşireti” adlı eserinden alıntılanmıştır.
Copyright © 2012  ServeT  0532 454 26 99
Forum Sayfalarımıza
Davetlisiniz...